Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kenan TOKA, Mayıs ayı enflasyon verileri dolayısıyla bir açıklama yaptı.
ENFLASYON DÜŞMÜYOR, MAAŞLAR ERİYOR, GEÇİM ZORLAŞIYOR
“TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı nisan ayı enflasyon verileri, yılın ilk
aylarında ortaya çıkan olumsuz tablonun geçici olmadığını bir kez daha
teyit etmiştir. Paylaşılan bu veriler, milyonlarca memur ve emeklinin karşı
karşıya bulunduğu ekonomik daralmanın derinleşerek devam ettiğini açık
ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yıllık enflasyonun %32,37 seviyesine
ulaşmış olması ise yaşanan refah kaybının ne denli ağırlaştığını gözler
önüne sermektedir.
Resmî verilere göre nisan ayında mal ve hizmet fiyatları ortalama %4,18
oranında artmıştır. Yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyon ise %14,64
seviyesine ulaşarak, daha ilk çeyrekte 2026 yılı için öngörülen %16’lık hedefin
büyük bölümüne yaklaşmıştır. Bu tablo, belirlenen hedeflerin gerçeklikten
giderek uzaklaştığını ve uygulanan ekonomik politikaların dar ve sabit gelirli
kesimleri koruma noktasında yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Öte yandan küresel gelişmelerin etkisiyle artan enerji maliyetlerinin henüz
tam anlamıyla fiyatlara yansımadığı dikkate alındığında, önümüzdeki
süreçte enflasyonist baskının daha da artacağı açıktır.
Bilindiği üzere ocak ayında memur ve emeklilere 6 aylık dönem için %11
oranında maaş artışı yapılmış, buna ek olarak brüt 1000 TL tutarında
seyyanen ödeme verilmiştir. Ancak yılın ilk dört ayında gerçekleşen
%14,64’lük enflasyon, yapılan bu artışı daha şimdiden eritmiştir. Memur ve
emekliler daha şimdiden %3,64 alacaklı hale gelmiştir.
Bugün gelinen noktada yüksek enflasyon; milyonlarca kamu çalışanı ve
emekli açısından küçülen hane bütçeleri, artan borç yükü ve her geçen gün
daha da ağırlaşan geçim şartları anlamına gelmektedir. Aileleriyle birlikte
yaklaşık 25 milyonluk geniş bir kesimin alım gücünün sürekli gerilemesi,
yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal denge açısından
da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Yıllık enflasyonun %32,37’ye ulaşması, bu
kaybın geçici değil kalıcı bir refah erozyonuna dönüştüğünü açıkça
göstermektedir.
Yıl başında yaptığımız uyarıların bugün birebir gerçekleştiği görülmektedir.
Henüz yılın ilk dört aylık bölümünde ortaya çıkan enflasyonun, altı aylık
maaş artışının tamamını ortadan kaldırması; mevcut ücret politikasının
sürdürülebilir olmadığını net biçimde ortaya koymuştur. Bu nedenle kamu
çalışanlarının gelir politikasında acil bir düzenleme yapılması artık
kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Maaş artışlarını piyasa gerçeklerinin altında tutarak enflasyona mücadele
edilemeyeceği bir kere daha görülmüştür. Memur ve emekliler, ekonomik
büyümeden hak ettikleri payı alamadıkları gibi enflasyon yükseldiğinde de
ilk kaybeden kesim olmaya devam etmektedir. Oysa adalet; refah
dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil bir şekilde
paylaşılmasını gerektirir.
Bu çerçevede;
· Memurlara derhâl ek zam yapılmalıdır.
· Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmelidir.
· Maaş artışlarında eşel mobil sistemine geçilmeli, gerçekleşen enflasyon
gecikmeksizin maaşlara yansıtılmalıdır.
Aksi hâlde 2026 yılı, memur ve emekliler açısından ekonomik anlamda son
derece ağır sonuçlar doğuran bir yıl olarak kayıtlara geçecektir.
Yetkililerden beklentimiz; alım gücü her geçen gün eriyen kamu çalışanları
ve emekliler için adil, kalıcı ve gerçekçi bir düzenlemenin vakit
kaybedilmeksizin hayata geçirilmesidir.
Türkiye Kamu-Sen olarak; emeğin itibarını korumaya, kamu görevlilerinin
hakkını savunmaya ve adalet talebimizi güçlü bir şekilde dile getirmeye
kararlılıkla devam edeceğiz.”dedi.
Kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunları sıraladı:
Ücrette adalet sağlanmalı
Emeklilikte güvence artırılmalı
Refah payı verilerek maaşlar iyileştirilmeli
Vergi dilimleri %15’te sabitlenmeli
3600 ek gösterge tüm memurları kapsamalı
Sözleşmeli istihdam yerine kadrolu sistem güçlendirilmeli
“Geçim meselesi artık en önemli gündemdir. Kamu çalışanı enflasyon
karşısında ezilmektedir. Bu tabloyu kabul etmiyoruz!” dedi.