Eğitim Gücü Sendikası Akyazı Şubesi Yaptıgı Basın Açıklamasında
Bugün burada toplanmamızın sebebi eğitim çalışanlarının can güvenliğinin olmaması ve bu konuda yetkililerin acilen önlem almaya davet etmektir. Görevi başında yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz.
Bu acı olay, yalnızca bir okulda yaşanan trajedi değildir. Bu, eğitim kurumlarında giderek artan güvenlik sorunlarının ve öğretmene yönelik şiddetin artık tahammül sınırlarını aştığının göstergesidir.
Eğitim çalışanları uzun süredir uyarıyor.
Okullarda güvenlik zafiyetine dikkat çekiyoruz.
Öğretmene yönelik şiddetin sıradanlaştırılmasına karşı mücadele ediyoruz.
Ancak ne yazık ki gerekli ve kalıcı adımlar atılmamıştır.
Bir eğitim kurumunda, bir öğretmenin görev yaptığı ortamda hayatını kaybetmesi; sistemsel bir sorunun varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Eğitim ortamlarının güvenliğini sağlamak, devletin asli ve tartışmasız sorumluluğudur. Öğretmenin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilemez.
Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü-Sen) olarak açıkça ifade ediyoruz:
Öğretmenler korunmadan eğitim sistemi sürdürülemez.
Şiddet karşısında sessizlik, dolaylı bir kabuldür.
Güvenlik zafiyeti kader değildir; idari ve yapısal bir sorumluluktur.
Bu nedenle taleplerimiz nettir:
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, ayrı ve ağırlaştırılmış suç kapsamına alınmalı; caydırıcı ve özel yasal düzenleme derhal hayata geçirilmelidir.
Okullarda yeterli sayıda kadrolu ve eğitimli güvenlik personeli görevlendirilmelidir.
Risk analizi yapılarak güvenlik ihtiyacı yüksek bölgelerde önleyici tedbirler artırılmalıdır.
Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli; erken müdahale sistemi etkin biçimde işletilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim çalışanlarının güvenliğine ilişkin kapsamlı ve uygulanabilir bir acil eylem planını kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Bu talepler bir tercih değil, zorunluluktur.
Eğitim Gücü-Sen olarak, meslektaşımızın hayatını kaybettiği bu elim olayın ardından 3 Mart da Türkiye genelinde 1 (bir) günlük iş bırakma kararı aldık. Bu karar ne bir siyasi tutum ne de geçici bir tepki niteliğindedir. Bu karar, öğretmenlerin yaşam hakkına sahip çıkma iradesidir.
Eğitim çalışanlarının can güvenliği sağlanıncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Öğretmenin itibarı korunmalıdır.
Öğretmenin yaşam hakkı güvence altına alınmalıdır.
Okullar güvenli hale getirilmelidir.
Unutmayacağız.
Takipçisi olacağız.
Geri adım atmayacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.









