13 Aralık sabahı fakültelerimizi, yüksekokullarımızı, enstitülerimizi ve araştırma merkezlerimizi ziyaret etmeye başladım. Amacımız, ihtiyaçları sahadan dinlemek, çözümü masada değil yerinde üretmek ve kurumsal hedeflerimizi ortak akılla belirlemekti. 21 Aralık 2022 tarihinde YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’ın elinden mazbatamızı alırken, üniversitemizi ülkemizin yükseköğretim vizyonuna uygun biçimde daha ileriye taşıma sözümüzü tazeledik.
Göreve başladıktan sadece bir hafta sonra, 30 Aralık 2022’de öğrencilerimizle bir araya gelerek barınma, beslenme ve kampüs yaşamına dair beklentilerini dinledik. O gün onlara, “öğrenci odaklı yönetim” anlayışımızın bir slogan değil, bir yönetim felsefesi olduğunu açıkça ifade ettik.
Bu ilk günlerde attığımız adımlar, şehrimiz ve üniversitemiz için büyük bir dönüşümün tohumlarıydı. Fakat hiçbirimiz, birkaç hafta sonra yaşayacağımız felaketin bu tohumları nasıl ağır bir imtihanın içine sürükleyeceğini bilmiyorduk.
2. 6 Şubat Depremi ve İlk Müdahale
6 Şubat 2023 sabahı, hepimizin hayatını geri dönülmez biçimde değiştiren karanlık bir güne uyandık. Yalnızca binalarımız değil, kalplerimiz de enkaz altına gömüldü. O sabah, felaketin ağırlığına rağmen yeise kapılmak yerine “Ayağa kalkacağız” diyerek yola çıktık.
Kampüse ulaşır ulaşmaz kriz masamızı kurduk. Havuzbaşı Restoranı, saatler içinde Afet Yönetim Merkezi’ne dönüştürdük. Kampüsümüzü depremzede vatandaşlarımız, arama kurtarma ekipleri ve kamu kurumları için güvenli bir yaşam alanına çevirdik. Risk analizleri hızla tamamlanan kapalı spor salonumuz, binlerce insan için sığınak oldu.
En büyük yük, sağlık çalışanlarımızın omuzlarındaydı. Üniversite Hastanemiz, Antakya’da ayakta kalan tek sağlık kurumu olarak adeta bir can simidi görevi gördü. Kendi yakınlarını enkaz altında bırakan hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve teknik personelimiz, bir an bile tereddüt etmeden insanımıza koştu. USAID desteğiyle kampüsümüzde 4.000 metrekarelik tam donanımlı bir sahra hastanesi kurarak sağlık ekibimizin gücünü artırdık dedi.










