1999 Marmara depremini yaşamış ve aile içinde kayıplar vermiş biriyim. Henüz 19 yaşında Kocaeli Gazetesi’nde çalışan biriydim…
Ben ve arkadaşlarım büyük artçılar arasında kimimiz daktilo, kimimiz bilgisayar ile hüzünlü, korku dolu ve bir o kadar da çaresiz işimizi yapmaya çalışıyorduk...
Kocaeli bölgesi üzerinden uzun süre deprem korkusunu atlatmış olsa da en küçük artçıda geçmişin acı yükü psikolojik olarak her kesimi etkiliyor maalesef kaçınılmaz bir durum…
***
Önceki sabah Gebze’de çok acı bir olay yaşandı…
Sabah 07:00 sularında 5 katlı bir bina durduk yere yıkıldı(!)
Bir aile yok oldu sadece kız çocukları Dilara19 saat sonra enkazdan kurtarıldı.
Anne baba ve iki kardeş artık yok, inanın bu yazımı yazarken bile gözyaşlarıma hakim olamıyorum.
Suçları neydi peki?
Hiç bir şey…
Yanılmıyorsam o evde kiracılardı, gerçi kendi evleri de olsa değişen bir şey olmayacaktı.
Bina 2013 yılında yapılmış çok eski bir bina değil.
Peki bu bina neden çöktü?
Ortada en ufacık sarsıntı yok! bina yaşı çok değil! Bilinen alt kattaki eczanede kesilen bir kolon yok!
Sebep ne peki?
Bir bina durduk yere yıkılmaz!
***
Size neden olan bu olaya dair en çarpıcı iddiayı aşağıda yazılı olarak iletiyorum, yıkılan binanın hemen yanındaki binada oturan komşusu Sinan Tekin 4 ay önce Cimer'e şikayet ettiklerini şu sözlerle aktarıyor.
Tüylerinizi ürperten yazıyı aşağıda hep birlikte okuyalım;
"Olayın başlangıcı dış kapımızın örtülmemesi ve açılmamasıyla oluştu. Kapımızı elimizin kuvvetiyle zor bir şekilde itiyorduk, hatta kapı örtülmeyecek duruma kadar geldi. Usta çağırdığımız zaman kastırma yöntemiyle çözüm buldu ve eve o şekilde giriş yapıyorduk. Bunlar, metro çalışmalarının sebebiyle oluştu, daha önceki zamanlar bu yoktu. Metroya olan uzaklık 10 metredir. Metro çalışması devam ettikçe çatlaklar çoğalmaya ve derinleşmeye başladı. Kızım bana CİMER'e şikayette bulunmamız gerektiğini söyledi. Şikayet dilekçemizi oluşturduk ve yetkililer gelerek incelemelerde bulundu" dedi. "Merdiven boşluğundan üzerimize toprak parçaları geliyordu" Yaşanan elim olaya da değinen Tekin, "Akşam saatlerinde ailemle vakit geçirdiğim sırada sesler duyduk. Kontrol ettiğimde bazı gereçlerimin yıkıldığını gördüm ve fare olduğunu düşündüm. Sesler yaklaşık yarım saatte bir devam ediyordu. Eşimle sabah namazına kalktığımız zamanda sesler 06.50 sıralarında şiddetlenmeye başladı ve biz dış kapıya yöneldik. Merdiven boşluğundan üzerimize toprak parçaları geliyordu. Evin içine tekrar dönerek kendimizi koruma altına almaya çalıştık. Olaydan sonra balkona çıktığımızda yan binanın yıkıldığını gördük. Ben çıkarken bizzat baktım ve binanın topraktan kaydığını gözlemledim" diye konuştu.
Bir aile yok oldu ve inanın bir hafta sonra bu durumu kimse hatırlamayacak bile, o acıyı sadece moloz yığınlarının altından kurtulan Dilara ve yakınları acıyı yaşayacak.
Eğer bu ülkede deprem olmadan evler yıkılıyorsa vah bizim halimize…








