SESOB seçimlerinde dengeleri değiştiren kritik bir gelişme yaşandı. Kurumda 36 yıldır başkanlık görevini sürdüren Hasan Alişan, önce aday olacağını açıklamasına rağmen sürpriz bir kararla yarıştan çekildi.
Ancak asıl kırılma noktası, bu çekilmenin ardından geldi. Alişan, yaptığı toplantı sonrası desteğini Sakarya Kamyoncular ve Kamyonetçiler Odası Başkanı Onur Özkan’dan yana kullandığını açıkladı. Bu hamle, seçimdeki tüm hesapların yeniden yapılmasına neden oldu.
Sürecin ilk çıkışını yapan isim, Sebze ve Meyveciler Odası Başkanı Muzaffer Kabacan oldu. Erken açıklanan adaylık, Kabacan’a sahada önemli bir hazırlık avantajı sağladı. Delegelerle kurulan temas, oluşturulan ilk ittifaklar ve “önce davranan kazanır” stratejisi, Kabacan cephesinin en önemli kozları arasında.
Sakarya Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Yusuf İlkhun’un adaylığını açıklaması, dengeleri ciddi şekilde değiştirdi. Şoför esnafının organize yapısı ve blok hareket edebilme kabiliyeti, İlkhun’u yarışın en kritik aktörlerinden biri haline getiriyor.
Üçüncü önemli isim ise Minibüsçüler Odası Başkanı Ali Bektaş. Bektaş’ın adaylığı, özellikle ulaşım esnafı içinde yeni bir denge oluşturdu. Aynı sektörden çıkan iki güçlü adayın varlığı, oyların bölünmesi ihtimalini beraberinde getirirken; bu durumun diğer adaylara nasıl yansıyacağı ise seçimin en kritik sorularından biri.
Ali Bektaş etrafında şekillenen yarış, artık dört adaylı yeni bir denkleme dönüştü. Ancak bu dört adayın eşit şartlarda yarıştığını söylemek pek mümkün değil.
Çünkü Alişan faktörü, sıradan bir destek açıklamasının çok ötesinde anlam taşıyor. Yıllardır birliğin başında bulunan bir ismin, delegeler üzerindeki etkisi ve oluşturduğu ilişkiler ağı, Onur Özkan’a ciddi bir avantaj sağlama potansiyeli barındırıyor. Bu destek, sadece oy sayısı değil, aynı zamanda “yön tayini” anlamına da geliyor.
Öte yandan bu gelişme, diğer adaylar açısından da yeni stratejileri zorunlu kıldı. Özellikle Kabacan’ın erken çıkışla yakaladığı avantajın, İlkhun’un organize gücünün ve Bektaş’ın denge rolünün bu yeni tabloda nasıl şekilleneceği merak konusu.
Seçim artık sadece adayların bireysel performansıyla değil, arkalarındaki güçle okunuyor. Kim kiminle hareket ediyor, hangi oda hangi blokta yer alıyor, son ana kadar kimler saf değiştirebilir… Tüm bu soruların cevabı, sandığın sonucunu belirleyecek.
Sahadan gelen en net izlenim şu: Bu seçimde hiçbir şey kesin değil. Alişan’ın çekilmesi ve Özkan’a verdiği destek, yarışın seyrini değiştirmiş olsa da, sonucu garanti altına almış değil. Aksine, rekabeti daha da kızıştırmış durumda.
SESOB seçimlerinde artık sadece adaylar değil, yapılan hamleler yarışıyor. Ve görünen o ki, bu seçimde kazanan; en güçlü olandan ziyade, en doğru dengeyi kurabilen olacak.








