Yıllarca Süper Lig’de mücadele etmiş, Türk futboluna sayısız yetenek kazandırmış köklü bir kulüp: Sakaryaspor.
Yeşil-siyah renklere gönül verenlerin hafızasında zaferler, unutulmaz maçlar ve büyük oyuncular var. Ancak bugün gelinen noktada, 61 yıllık bu çınar ne yazık ki küme düşme hattında, adeta uçurumun kenarında.
Sorulması gereken soru basit ama bir o kadar da yakıcı:
Sakaryaspor bu hale nasıl geldi?
Bir zamanlar altyapısından yetiştirdiği futbolcularla Türk sporuna yön veren, mücadele ruhuyla örnek gösterilen Sakaryaspor; bugün saha dışındaki belirsizliklerle anılıyor.
Yönetimsel istikrarsızlık, kısa vadeli çözümler ve günü kurtarmaya yönelik politikalar, bu büyük camiayı yıprattı. Daha da düşündürücü olan ise kulübün kaderinin giderek yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılması.
Elbette belediyelerin desteği önemlidir. Ancak Sakaryaspor gibi köklü bir kulüp, sadece belediye başkanlarının himayesiyle ayakta kalamaz. Bu durum kulübü güçlendirmek yerine, zamanla bağımlı hale getirir. Bugün yaşanan tablo da bunun en açık göstergesi değil midir?
Sakaryaspor, bir futbol kulübünden fazlasıdır. Bu şehir için bir kimliktir, bir aidiyet duygusudur. Tribünlerinde büyüyen çocuklar, o formayı hayal ederek sahaya çıkan gençler bu kulübün gerçek değeridir. Ancak plansızlık ve vizyon eksikliği, bu değerin her geçen gün erimesine neden oluyor.
Futbol sadece sahada oynanan bir oyun değildir. Aynı zamanda bir akıl, bir sistem ve sürdürülebilirlik meselesidir.
Sakaryaspor’da eksik olan da tam olarak budur. Güçlü bir altyapı modeli, şeffaf bir yönetim anlayışı ve uzun vadeli ekonomik planlama olmadan bu gidişatı tersine çevirmek mümkün görünmüyor.
Oysa Sakarya şehri de, Sakaryaspor taraftarı da bunu hak etmiyor.
Artık günü kurtaran çözümler yerine, kalıcı adımlar atılmalı. Kulübün gerçek sahipleri olan taraftar sürecin içine dahil edilmeli, hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsenmeli. Aksi halde her sezon aynı korku, aynı belirsizlik yeniden yaşanacak.
Unutulmamalıdır ki Sakaryaspor sadece bir kulüp değildir; bir şehrin hafızasıdır.
Ve bu hafıza, sahipsiz bırakılmayacak kadar değerlidir.








