Benim adım Hikmet Çavdar.
Hayat bazen insanı erken büyütür. Kimileri çocukluğunu yaşarken, kimileri memleket derdiyle tanışır. Ben o ikinci gruptandım.
Henüz 16 yaşındaydım; yaşıtlarım geleceğe dair hayaller kurarken ben, içinde yaşadığım ülkenin gerçekleriyle yüzleşiyordum. Adaletsizliği görüyordum, eşitsizliği hissediyordum. Ve en önemlisi, susmanın bu düzenin bir parçası olmak anlamına geldiğini fark ediyordum.
İşte o yaşta başladım bu kavgaya.
Bu bir öfke patlaması değildi sadece. Bu, içimde büyüyen bir adalet duygusunun, bir vicdanın sesiydi. Haksızlığa karşı durmak gerektiğini biliyordum. Belki deneyimsizdim, belki gençtim ama inancım güçlüydü. Çünkü bazı doğrular vardır yaşınız ne olursa olsun onları hissedersiniz.
18 yaşıma geldiğimde artık bu yolun sadece bir yol olmadığını anlamıştım. Bu, benim kimliğim olmuştu. Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında kendimi buldum.
Bu tercih, bir siyasi tercihten öteydi. Bu halktan yana olmak, emeğin hakkını savunmak, laikliği, özgürlüğü ve adaleti sahiplenmek demekti.
Ben CHP’li oldum demek, aslında şunu söylemekti,
Ben bu ülkenin aydınlık yarınlarına inananlardanım.
Yıllar geçti. Hayatın zorluklarıyla, siyasetin sert yüzüyle, insanların değişen tutumlarıyla karşılaştım.
Kimi zaman yalnız kaldım. Kimi zaman yanlış anlaşıldım. Bazen de en yakınımdakiler bile “değer mi?” diye sordu.
Ama ben her seferinde aynı cevabı verdim:
Evet, değer.
Çünkü bu mücadele sadece bugünü kurtarmak için değil, yarınları inşa etmek içindir. Bu mücadele, bir kişinin değil milyonların sesi olma mücadelesidir. Bu mücadele, adalet isteyenin, eşitlik arayanın, emeğinin karşılığını almak isteyen herkesin ortak hikâyesidir.
Ben bu yolda ne bir makam bekledim ne de bir çıkar. Benim için önemli olan, doğru tarafta durmaktı. Bazen kaybettik, bazen kazandık. Ama hiçbir zaman eğilmedik. Çünkü mesele kazanmak kadar, onurlu kalabilmekti.
Bugün dönüp geriye baktığımda şunu görüyorum.
Geçen yıllar beni değiştirmedi, aksine daha da sağlamlaştırdı. İnancımı büyüttü, kararlılığımı derinleştirdi.
Ben Hikmet Çavdar.
16 yaşında başladığım bu mücadelede hâlâ yürüyorum.
18 yaşında benimsediğim bu kimliği hâlâ taşıyorum.
Ve şunu açıkça söylüyorum:
Ben ölünceye kadar bu davadan vazgeçmem.
Çünkü bazı yollar vardır, geri dönüşü yoktur.
Çünkü bazı inançlar vardır, pazarlığı olmaz.
Ve çünkü bazı kavgalar vardır kazanılsa da kazanılmasa da bırakılmaz.
Bu, işte öyle bir kavga.








