Siyasette en büyük sorunlardan biri, enerjinin doğru yere yönlendirilememesidir. Türkiye’de muhalefet partileri uzun yıllardır sadece iktidarla değil, zaman zaman kendi iç tartışmalarıyla da mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak bugün gelinen noktada, yerel siyaset açısından daha net bir yön çizmenin zamanı gelmiştir.
Sakarya’da yapılan son açıklamalar, bu anlamda dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanı Oğuzcan Curoğlu’nun ifadeleri, yalnızca bir siyasi duruş değil; aynı zamanda bir öncelik değişiminin de göstergesi niteliğinde.
Curoğlu’nun vurguladığı en önemli nokta şu: Parti içi süreçler doğaldır, demokrasi bununla işler. Asıl mesele ise halkın gündemidir. Bu yaklaşım, Türkiye siyasetinde sıkça eksikliği hissedilen bir olgunluğa işaret ediyor. Çünkü seçmen için önemli olan, partilerin kendi iç tartışmaları değil; yaşadığı şehirdeki sorunlar ve bu sorunlara getirilen çözümlerdir.
Sakarya özelinde dile getirilen konular ise hafife alınacak türden değil. Aynı kişiler üzerinden yürütüldüğü iddia edilen milyonlarca liralık doğrudan temin ihaleleri, kişiye özel imar düzenlemeleri, “yatay mimari” söylemiyle çelişen yapılaşma kararları ve Şeker Fabrikası arazisi üzerindeki tartışmalı projeler… Bunların her biri, kamu vicdanını doğrudan ilgilendiren başlıklar.
Burada asıl önemli olan, bu iddiaların siyasi polemik malzemesi olmanın ötesine geçebilmesidir. Eğer ortada bir sorun varsa, bunun şeffaf bir şekilde ortaya konulması ve kamuoyuna hesap verilmesi gerekir. İşte muhalefetin asli görevi de tam olarak budur: Sormak, sorgulamak ve takip etmek.
Öte yandan, açıklamada dikkat çeken bir başka unsur da iktidar cephesine yönelik iç gerilim vurgusudur. Siyasette bu tür söylemler yeni değil. Ancak seçmen açısından belirleyici olan, karşı tarafın zayıflığı değil; sizin ne kadar güçlü ve çözüm odaklı olduğunuzdur.
Tam da bu noktada CHP’ye düşen görev açıktır. Kendi iç çekişmelerini ikinci plana iterek, sahada daha görünür, daha somut ve daha çözüm odaklı bir siyaset üretmek. Sakarya gibi hızla büyüyen ve dönüşen bir şehirde, yerel yönetimlerin attığı her adım yakından izlenmeli, kamu yararı gözetilmeli ve gerektiğinde güçlü bir şekilde eleştirilmelidir.
Siyaset, sadece eleştirmek değil; aynı zamanda alternatif üretmektir. Eğer CHP Sakarya’da bu çizgiyi sürdürebilirse, yalnızca muhalefet eden değil, aynı zamanda güven veren bir seçenek haline gelebilir.
Sonuç olarak, Sakarya’da bugün tartışılması gereken şey kişisel polemikler değil; kentin geleceğidir. Ve eğer gerçekten “çatırdayan” bir düzen varsa, bunu ortaya çıkarmak da, değiştirmek de ancak kararlı ve odaklanmış bir siyasetle mümkün olacaktır.








