Sabah uyurken bir telefon çalışır açıyorum.
Arayan çok eski bir ortak arkadaşımız.
Metin sana nasıl anlatacam bilemiyorum ama ortak arkadaşımız vefat etti dedi.
İnanamadım. İnanası gelmiyor insanın.
Olmaz, olamaz diyorsun. Meğer beyne pıhtı atması gerçekleşmiş. Aynı durumuda bende yaşamıştım. Beyne pıhtı atması veya inme, beyne giden kan akışının aniden kesilmesi sonucu oluşan ciddi bir durumdur. Bu durum, beyin hücrelerinin oksijensiz kalmasına ve hasar görmesine neden olabilir. Ameliyat olmayı da red etmiş.
Ansızın bu kadar yakın, bu kadar sevdiğin birinin kaybetmek çok yaralıyor insanı.
Uzun zamandır görüşmemiş olsak bile içime yüreğime acısı düşüyor insanın.
Kaybettiğin bir arkadaşın ve bir canın ardından yazmak ne zormuş meğer.
Allah rahmet eylesin. Mekânın cennet olsun. Nurlar içinde yat..
25.08.2012 tarihinde bana gönderdiği bir yazısını hatırlıyorum.
++ ++ ++
Sonu hiç bitmeyecek bir sevdaydı sanki
Geçmişe yolculuk.
Anılar tazeleniyor zihnimde.
Biliyormusun ne çalıyor. ''seni seviyorum, sana aşığım '' sözleri sana ne hatırlatıyor.
Geldiğinde kocaman sarıldık birbirimize.
Sayısal olarak beraber az zaman geçirmişte olsak bu sarılmada kocaman bir şey vardı paylaştığımız, ondan bana, benden ona akan.
Kollarını boynuma doladığında, kalbimde sıcaklığını hissettim.
Kavuşmak değildi, özlemek hiç değildi hissettiğim, çok güzel sevgiydi dolup dolup birbirimizden birbirimize taşan.
Gözlerimi kapattım sarıldığımızda o vardı, ben vardım uzadı zaman.
Usuleten yapılan öpüşmeler, usuleten merhaba yerine geçen sarılmalar, usuleten omuzuma dokunan ellerden yüreğime böylesine akmayanlar aklıma geldi o an.
Sevgiyi anlatmanın bin yolu varsa, göstermenin de binbir yolu vardır.
Aslında tek bir yolu vardı ki o da yüreğinle sevebilmekti, hepsinden daha da gerçek olan.
Ne güzel bir gündü değil mi?
Detaylı yazmıyorum kimse bu anıyı bilmesin, çok güzeldi değilmi?.
Bırakıyorum merak etsinler bu kadar özelimize girmesinler bilmesinler.
Devamlı anons ediliyor havaalanı çok kalabalık, herkes bir yerlere gidiyor.
Seyrediyorum farklı yüzler farklı hayatlar.
Hep düşünmüşümdür bir ressam acaba kaç farklı yüz çizebilir diye ve burada her zaman olduğu gibi yaradana bir kez daha hayran oluyorum.
İnanmak için ne çok sebep var.
Yanımda bir bebek var daha hiç anısı yok.
Acaba onu neler bekliyor.
Güzel acı tatlı bir sürü duygu yaşayacak.
Oysa şu an bana ve etrafa öyle güzel gülerek bakıyor ki.
Şimdi bir aile geldi anne baba ve üç çocuk.
Bebeğin sapsarı saçları var. Sanırım ikisi kız.
Tahminen 9 ile 12 yaşlarında ince ve zarifler çok güzeller.
Daha, ne çocuk ne de genç kızlar.
Bana dönerek kulağıma fısıldadın.
Biliyormusun ‘’Ben o yaşlarda hep büyük olmak istemiştim.
Ben her zaman yasak olanları yaşamak istemiştim.
Şimdi bakıyorum, her yaşı yaşamamış olmaktan üzülüyorum.
Yok o kadarda değil canım keşke diyorum.
Salon iyice boşaldı.
Son çağrılar yapılıyor, bir kaç kişi koşuyor nedense geç kalmışlar.
Onların bu hali benim, Amerika’daki bir anımızı anımsattı.
Bizde seninle koşarak yetişmiştik uçağa.
Girince hostes su getirmişti kendime gelmem için.
Sonra bu halimize ne çok gülmüştük.
Ayrılıkları sevmiyorum.
İçimde bir hüzün oluyor.
Ben hep kavuşmaları sevdim, tek tesellim yakında gelecek olman.
Biliyorsun ben marinaları çok severim, birde havai fişekleri.
Orlando da bir gece ne muhteşem bir gösteri izlemiştik.
Sepetin içeresinden rengârenk binlerce, üzerimize konfeti gibi yağmıştı.
Biz birbirimize sımsıkı sarılmış, bu muhteşem düş bahçesinde, başımızda yıldızdan çiçekler ile taçlandırılmıştık.
Uçağa gelmemiz anons ediliyor.
Gidiyorum ....., yok yok ağlamıyorum.
Sana söz vermiştim.
Yanımda sevgin, güzel sözlerin ve binlerce anımız hepsi yanımda.
Dün gece dans edişimiz.
Senin kulağıma fısıldadığım güzel cümleler hale kulağımda yankılanıyor.
Tekerlekler dönmeye başladı.
Sana veda ederken. İstanbul’u tepeden seyrediyorum.
Elveda bir ………
Elveda ….. ...25.08.2012 F.N.S
Hikmet Metin Çavdar








